6 Kasım 2017 Pazartesi

Cennetten Bir Köşe: Amasra (Bartın)

bartın amasra gezi yazısı

Merhabalar

   Uzun süredir bir şeyler yazmıyordum, bu gezi yazısıyla suskunluğumu bozacağım. İnsanın mutluluğunda en önemli etkenlerden biri kesinlikle “gezmek” olmalı. En azından benim ihtiyaç piramidim için önemli bir etken... Bu yüzden  sık sık hava durumu, iş durumu, maddi durum ve takvim gibi parametreleri göz önünde bulundurarak gezi planları yaparım. Bu planlardan biri de mevsim kışa dönmeden Amasra’ya gitmekti. Neyse ki  Ekim’in ilk haftası tüm şartlar olgunlaştı ve bana Bartın yolu gözüktü.

Neden Amasra?

   Gideceğim yerleri seçerken referanslardan etkilenirim fakat referanslarım çoğu zaman yaşayan kişiler olurdu. Ancak Amasra’yı seçişimde durum biraz farklı oldu. Bu kez referansı tarihi bir kişiden aldım: Fatih Sultan Mehmet. :)

   Amasra, defalarca Fatih Sultan Mehmet’in övgülerine mazhar olmuştur. Tarih okumalarımda bu övgülere şahit olduktan sonra ben de Bartın’a bağlı bu küçük sahil ilçesini araştırmaya koyuldum. Gerek tarihi bir yer olması, gerek araştırmalarımda karşılaştığım görseller ve tabii ki Sultan Mehmet’in sözleri Amasra’yı listeme kesin olarak soktu.


Fatih Sultan Mehmet ve Amasra

   Karamanoğulları, kendisini Anadolu Selçuklu Devleti’nin mirasçısı olarak görüyor; bu yüzden Osmanlıya teslim olmamak için direniyor. Fatih Sultan Mehmet de Karaman sorununu çözmeden önce Karadeniz Bölgesi’nde güvenliği  sağlamak istiyor ve Karadeniz seferi başlıyor.

   Amasra, o dönem Cenevizlilerin kontrolünde olan önemli bir ticaret limanıdır. Sultan Mehmet, 1460 yılında Bartın’a kadar gelir; Veziriazam Mahmud Paşa ise donanmayla şehre yaklaşır. Hem denizden hem de karadan gelecek tehlikenin farkında olan Cenova Senyörü, savaşmadan Amasra’nın anahtarını Fatih Sultan Mehmet’e gönderir.(17 Ekim 1460) Sultan, o ana kadar güzelliğinin ününü duyduğu Amasra’yı ilk gördüğünde buraya “Çeşm-i Cihan(Dünyanın Gözbebeği)” benzetmesi yapar. Yine sonradan defalarca Amasra için “cennetten bir köşe” gibi güzellemeler sarf edecektir.

Amasra’ya Nasıl Gittim?

   Kendi aracım olmadığı için otobüs terminalleri sıklıkla uğradığım yerlerdir. Esenler Otogarı’ndan Metro Turizm ya da Efetur yazıhanelerine giderek Bartın’a bilet alıyorsunuz; 70 lira gibi bir ücreti var. Siz de benim gibi otobüsle gezenlerdenseniz geceye bilet almanız daha iyi olur çünkü geceyi yolda geçirirsiniz ve sabah erkenden Amasra’yı gezmeye başlayabilirsiniz. Bartın Terminali’ne indikten sonra Amasra otobüslerini bulmakta zorlanmayacaksınız.  Bartın-Amasra arası yaklaşık 20 km ve 5 lira ücreti var.   

Ve Amasra’ya Geldik

   Eveeet, indikten sonra eminim siz de ilk önce sahil boyunca yürümek isteyeceksiniz :) ve çok geçmeden Fatih Sultan Mehmet’in Amasra’yı fethi anısına yapılan heykeller sizi karşılayacak.

fatih sultan mehmet

   Keşfe başlamadan önce bir konuya değinmek istiyorum. Yiyip içtiklerimi anlatmayı sevmem ama iyi şeyleri ödüllendirmek gerektiğini düşünüyorum. Kahvaltımızı Hamam Cafe’de yaptık. Diğer mekanlar da böyle mi ya da biz mi nokta atışı yaptık bilemiyorum ama kahvaltı benden tam not aldı. Pek çok kafede oldukça zayıf kahvaltı tabaklarına 15 lira yazıyorlar. Getirdikleri de domates, salatalık, peynir, zeytin, birkaç çeşit reçel ve sınırlı çaydan başka bir şey değil. Ancak Hamam Cafe’de durum böyle değildi: gerçek bir köy kahvaltısı vardı masada. Sucuklu yumurtadan menemene, börekten kaymağına, patates kızartmasına kadar enfes bir kahvaltıydı. Üstelik fiyat da kişi başı sadece 20 liraydı. Çıkarken memnuniyetimi mekan sahibine de belirttim ve Amasra’nın keşfi tok karınla devam etti. :)

kahvaltı

   Blogumu az çok okuyanlar tarih merakımı bilir. Yani Amasra’yı sevme nedenlerimden biri de dokusunda  tarihi barındıran eski bir yerleşim yeri olmasıydı. Şu an surlar ve kale kalıntıları her ne kadar yıkık veya yarım yamalak olsa da hayal gücüm onların tam halini görmemde bana yardımcı oldu. Amasra’nın kenarlarında yükselen surları, surların içindeki yaşamı, denizden gelen Osmanlı donanmasını, şehirdeki paniği, Fatih Sultan Mehmet’in heyecanını ve hayranlığını hayal etmek benim için gezinin en keyifli anlarındandı. Amasra’nın her yerinde sur ve kale kalıntılarını görebilirsiniz. Dünyanın bu küçük cennet köşesinde tarihi solumak, yaşamak bana harika hissettirdi.

   Gezinti esnasında nerede soluklansak, nereye otursak müthiş manzaraya şahit oluyorduk; yine yürürken de manzara tüm ihtişamıyla bize eşlik etti. Oturup hiç sıkılmadan ve tek kelime etmeden saatlerce seyir yapabilirdim.

deniz sahil amasra

deniz feneri amasra sahil

amasra sahil

amasra sahil kumsal

amasra sahil

kemere köprüsü amasra

amasra kemere köprüsü

tavşan adası ağlayan ağaç

amasra akşam sahil

Amasra adı nereden geliyor?

   Amasra, az önce de bahsettiğim gibi çok eski bir yerleşim yeridir. Geçmişi milattan önceye dayanır. Eski adının Sesamos olduğu biliniyormuş. Ancak daha sonra Kraliçe Amastris’ten esinlenerek bu adı almış. “Kraliçe Amastris de kim?” diyeceksiniz tabii. Amastris; bir Pers prensesiymiş, sonra defalarca evlenip boşanmış, cinayetler, tuzaklar derken anlayacağınız entrika dolu klasik bir kraliçe hayatı yaşamış. Biz kadının hayatını şimdi esgeçelim. Amasra’nın adının Kraliçe Amastris’ten geldiğini bilelim yeter. :)

kraliçe amastris

Amasra Kalesi

   Kale, Bizans Dönemi’ne ait ancak Cenova ve Osmanlı hakimiyetindeyken birçok kez onarılarak değişikliğe uğramış. Kale sınırları içerisinde Fatih Camii ve Şapel bulunuyor. Dar Amasra sokaklarında gezerken karşınıza çıkan kale kalıntılarında değişik figürler ve işaretler görebilirsiniz. Sizi bilmem ama yazının başında da dediğim gibi tarihi solumak ve gözlemlemek benim çok hoşuma gidiyor. O yüzden ayrı bir sevdim Amasra'yı.

amasra kalesi

amasra kalesi

amasra kalesi

Kemere Köprüsü

   Kemere Köprüsü, Amasra’nın sembolü haline gelmiş bir yapıdır. İki mahalleyi birbirine bağlayan köprü Romalılar döneminde inşa edilmiş ancak sonraları defalarca restore edilmiş. Köprü, her iki tarafında da eşsiz birer manzara barındırıyor. 30 metrelik köprüye onlarca fotoğraf karesi ve dakikalarca süren bir seyir sığdırdım. Kesinlikle gezinin en hoş duraklarından biriydi.

   Köprü üzeri oldukça hareketliydi: dış çekime gelen evli çiftler, fotoğraf çekmek için sıraya giren insanlar, hayran hayran manzarayı izleyenler ve sokak müzisyenleri…

kemere köprüsü

kemere köprüsü

Tavşan Adası

   Tavşan Adası en güzel, Ağlayan Ağaç mevkiinden dürbünle gözlemlenebilir. Bu adaya ulaşım yok ancak tekne turundayken yaklaşılabilir. Adından da anlaşılabileceği gibi adada tavşanlar varmış. En azından eskiden öyle olduğu söyleniyor. Yani ben tavşan falan görmedim  :) Ayrıca adada bir kaya oyuğu bulunuyormuş. Geçmişteki bir inanışa göre bu oyuğun hastaları iyileştirici özelliği olduğu düşünülüyormuş. Bu yüzden hastalar sandalla bu oyuktan geçirilirmiş.

tavşan adası ağlayan ağaç

tavşan adası

Fatih Camii ve Kılıçlı Hutbe Geleneği

   Kalenin içinde yer alan camii, Bizanslılar tarafından kilise olarak inşa edilmiş. Kale Cenevizlilerin eline geçtikten sonra Latin kilisesine dönüştürülmüş. Son olarak Fatih Sultan Mehmet burayı camiye çevirmiş.  Söylenenlere göre Sultan Mehmet, ilk Cuma hutbesini elinde kılıçla kendisi vermiş. Ve kılıcı camiye bırakmış. Günümüzde de gelenek devam ettirilerek Cuma ve bayram namazlarında hutbe, elde kılıçla veriliyormuş.

fatih camii

fatih camii

Küçük Kilise (Şapel)

   Amasra Kalesi’nin içinde bulunan ibadet yeri, Osmanlının fethinden sonra mescide çevrilmiş.  Cumhuriyetin ilk yıllarında(1930) ibadete kapatılan yapı, Kültür Bakanlığımız tarafından iki kez onarılmış ancak gerek zamanın etkisi gerekse de defineci ve hırsızlar sebebiyle zarar görmüş. Yani şu an çok iyi durumda olduğu söylenemez. Yüzlerce yıllık duvar resmi ve mozaiklerden maalesef eser yokmuş. Son restorasyondan sonra(2002) müzeye çevrilmiş.  

şapel kilise amasra

amasra şapel kilise

   Benim yazmaktan ellerim yoruldu, umarım siz okumaktan yorulmadınız. :) Fazla uzadı artık sonlandırıyorum. Daha bahsedemediğim yerler var. Mesela Ağlayan Ağaç’ı anlatmadım, Kemere Köprüsü’nden geçtikten sonra tabelaları takip ederek 4-5 dakika yürüyüşle gidebilir ve Tavşan Adası’na karşı bir şeyler yiyip içebilirsiniz. (Bu 4-5 dakikalık yürüyüşte ev yapımı enterasan reçeller göreceksiniz, epey rağbet görüyor, meraklıları çok fazla :) )

   Sonraa değinemediğim bir diğer yer de Çekiciler Çarşısı. Burada el işi ürünler, ev eşyaları, süsler, takılar, kitapçılar bulabilirsiniz. Tabii seri üretimin Çekiciler Çarşısı’nı da etkilediğini söylemek gerek; çok fazla özgün ürün bulunamıyor. Ohoo daha müzeden bile bahsedemedim ya.

   Unutmadan akşam yemeğinizin menüsünü de vereyim: Amasra salatası ve balığı meşhurmuş, tecrübe etmeden sakın ayrılmayın. :) He son olarak gece konaklamak isteyenler rahatlıkla otel veya pansiyon bulabilir. Bu konuda sıkıntı çekmezsiniz.

   Yazımda mekanların yol tariflerine çok fazla girmedim çünkü Amasra küçük bir yer, yani anlattığım yerler birbirine yakın. Kaybolmazsınız, yürüyerek tüm Amasra’yı bir günde tadını çıkara çıkara gezebilirsiniz.

   Ben Ekim ayında gittim, denize girmek istiyorsanız daha erken gitmenizi tavsiye ederim. Zaten gidecekseniz veya bu yazıyla gitmeye karar verdiyseniz şimdiden iyi eğlenceler diliyorum :) Okuduğunuz için çok teşekkür ederim, görüşmek üzere…  

Bu Yazımı Sosyal Medya Hesaplarınızda Paylaşın

14 yorum:

  1. Amasra'ya yıllar önce gitmiştim. Sayenizde tekrar gitmiş kadar oldum. Güzel bir yer. Emeğinize sağlık:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Okuduğunuz için teşekkürler, ben de çok beğendim :)

      Sil
  2. Kesinlikle görülmeye değer bir şehir şu fotoğraflara baakk :) heleki fatih sultan mehmet i de çok severim kii. Umarım bir gün görürüm yazınız çok güzeldi geçmiş kadar olduk kültürlendik ellerinize sağlık :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Fırsatınız olursa kesinlikle gidip görün. Yorum için teşekkürler :)

      Sil
  3. Iyiki de gitmişim dediğim yerlerden biri burada yazılanların fazlası var eksiği yok eline sağlık devrem ;)

    YanıtlaSil
  4. amasra bartın görmedim. ya esenlerden diyosun. peki baksana, yani günübirlik gidip dönülebiliyor mu ya. o yukardan çektiğin fotolar ne güzel :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Öncelikle sağ ol deeptone, hoş geldin :) Günübirlik şöyle yapılabilir. Bir gece yolculuğu ile Amasra'ya gidilir, tüm gün orada geçirilir. Yine bir gece yolculuğu ile İstanbul'a dönülebilir. Ama iki gece üst üste otobüs yolculuğu yorucu olur, pek önermiyorum yani :)

      Sil
  5. ben bartında okudum :) 2008-2015 yılları arasında yuksek lısansımda dahıl bunalım kacamaklarımız amasradaydı =) O gunlerıme gıttım sayenızde :) ama eskı halı daha guzeldı :) keske o halını de gorebılseydınız koprunun ve limanın :) ıyı gezmeler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sağ olun hocam. Eminim daha güzeldir eski hali ancak ben yine de çok beğendim Amasra'yı :)

      Sil
  6. Gerçekten küçük,şirin bir yer.Adının kraliçeden geldiğini de öğrendim bu sayede :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kesinlikle, bir gün tekrar gitmeyi umuyorum :)

      Sil
  7. Keyifle okudum. Teşekkürler...

    YanıtlaSil