Orijinal Adı: I Never Promised You A Rose Garden
Sayfa Sayısı: 282
Yayınevi: Metis Yayınları
ISBN: 9789753424080
Benim Gözümden:
Şizofreni, kitaplarda veya filmlerde en çok ilgi gören
konulardan biridir. Bunu bilen yapımcılar ve yayınevleri ‘müşterilerini’ tatmin
etmek için bu tür konulara yöneliyor. Durum böyle olunca hastalık üzerine yetersiz
bilgiyle gerçek dışı ve toz pembe kurgular yazılıyor.
Şizofreninin işlendiği kurgularda, bu hastalığa
yakalananların aşık olunca veya çevresi tarafından sevgi yağmuruna tutulunca iyileştiğini görürüz. Diğer bir mesele de şizofreni hastaları
nedense hayali dünyalarında bir kahraman ya da çok önemli biri olurlar. Böylece
biz de bu başkarakteri severiz, kendimize yakın buluruz. Popüler kültür
yazarlarının bu hastalığı böylesine romantikleştirerek ve iyimser şekilde önümüze
koyması yüzünden durumun vahametinin farkında olamıyoruz...
Şimdi, ticari kaygılarla çarpıtılarak yazılmış tüm şizofreni hikayelerini unutun ve izin verin bu kitap size gerçekçi bir şizofreni portresi çizsin. Çünkü yazarı Joanne Greenberg, bu hastalığı yaşamış biri. Hatta bunu gizlemek için kitap bir süre Hannah Green takma adıyla basılmış.
Şimdi, ticari kaygılarla çarpıtılarak yazılmış tüm şizofreni hikayelerini unutun ve izin verin bu kitap size gerçekçi bir şizofreni portresi çizsin. Çünkü yazarı Joanne Greenberg, bu hastalığı yaşamış biri. Hatta bunu gizlemek için kitap bir süre Hannah Green takma adıyla basılmış.

Deborah’ın kardeşi Suzy bu olaylardan nasıl etkilenecek? Deborah’ın hastane yaşantısı, sancılı tedavi süreci ve diğer hastalarla ilişkileri nasıl olacak? Annesi ve babası hastaneye yatırma kararları yüzünden pişman olacak mı? Bunlar gibi merak edilen konular okuyucuya aktarılıyor. Değinmeden geçemeyeceğim diğer bir konu da hastane tasvirleriydi. Yazar, akıl hastanesini öyle net betimlemiş ki hastane koridorlarında bizzat bulunmuş gibi hissettim.
Ben de Deborah ile Dr. Fried’in seanslarına girdim,
tedavisinde onu yalnız bırakmadım. Ama aklımda hep bir soru vardı: sadece 16
yıldır hayatta olan bir kız ne yaşamıştı da bu illete yakalanmıştı? Tek bir
sebebi olamazdı tabii ki…
Yüksek tempo gibi bir beklentiniz olmasın. Türü aksiyon olmadığı için durağan ilerleyen bir kitaptı. Zaten bunu tahmin ederek okumuştum ve etkilendiğimi söyleyebilirim. Hislerimizin hafızası çok güçlüdür. Olayları kolay unuturuz ama hissettiklerimizi unutmak o kadar kolay
değildir. Bu kitap da hissettirdiklerini unutamayacağım kitaplardan biri
oldu. Ayrıca bu kitabın okuyucuları
genelde kadınlardır ama ben cinsiyet ayırmaksızın öneriyorum. Son olarak
tekrarlamak istiyorum: ilgi alanınız değilse sevmeyebilirsiniz ama konuya
ilginiz varsa es geçmeyin.
Keyifli okumalar diliyorum...
-------------------------------------------------
Goodreads Puanı: 3.85 / 5.00
Jetonya Puanı: 3.40 / 5.00
-------------------------------------------------
Kitaptan Dikkat Çeken Alıntılar:
Sağlıklı olmak, yalnızca hasta olmamak demek değildir.
Bütün hasta insanların hastanelerde olduğunu mu sanıyorsun sen?
Cehennemin eşiğine gelmiş kişilerin şeytandan ödü kopuyordu; zaten cehennemin içinde olanlar içinse şeytan özel biri değildi.
Çölde doğup büyümüş bir insana daha görmediği nice bereketli, verimli, olağanüstü derecede güzel topraklar olduğu nasıl anlatılabilirdi?
Bir keresinde kendine korkunç işkenceler yapan bir hastam olmuştu. Ona neden böyle şeyler yaptığını sorduğum zaman "Bunları bana dünya yapmasın diye." karşılığını vermişti. Sonra "dünyanın neler yapacağını görmek için biraz bekleseniz" demiştim. O da "Anlamıyor musunuz? Eninde sonunda oluyor bunlar, bu şekilde hiç olmazsa kendi yıkımımı kendim yönetiyorum." diye yanıt vermişti.
Birinin cezası olmak hoşuma gidiyor; gerekli olduğum duygusunu veriyor bu bana.
Birisi seni kırdığı zaman hiç ağlama, gül. Seni üzdüklerini bilmelerine asla izin vermemelisin.
Bu Yazımı Sosyal Medya Hesaplarınızda Paylaşın
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder